Kategoriler


SON YORUMLAR
Tatar Ramazan
Bilgisayar mühendisliğinden şikayet etmeyeyim diyorum ama bütün veriler beni haklı çıkarıyor. Aşağıda yazdık okuyun: Yazılım uzmanı pozisyonu için; 1-) Kariyernette 2000-3000 TL arası maaş veren 100 ilan var. 2-) 3000-6000 arası maş veren 100 ilan 3-) 6000 ve üzeri veren sadece 5 ilan var Bu mu iyi para kazandıran meslek?! Memurluğu iyi ki bırakmamışım. Bir de adamın canını çıkarıyorlar. Her çıkan teknolojiyi öğrenmeni bekliyorlar. İstanbulda kiralar 2000.den başlıyor. 6000 TL bile yüksek maaş falan değil. 2008.de mezun oldum. O zaman da aynı paralar veriliyordu. Zaman geçtikçe aday sayısı artıp rekabet kızıştıkça maaşlar düşüyor, vasatlaşıyor. 2010 yılında 5000 TL kazanan grafikerler duyuyordum. Mesleğimiz yerlerde sürünüyor. Memur olmak ta zorlaşınca uyanık iş veren size iyi para verir mi sanıyorsunuz? Nasıl olsa kaçamazsınız Devlet.e...KPSS zor artık.

yeşekkür ederiz beğendim
Dilara
Merhaba, ben bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim yabancı dilimde var ama sitelerden okuduğum yorumlardan dolayı gelecek kaygısı yaşıyorum,nasıl bir yol izlemem gerek lütfen yorumlarınızla bana yardımcı olur musunuz?
sultan b.
makaleniz gerçekten yardımcı ve aydınlatıcı fakat örnekler verirken sürekli .abi, adam. vs özneler kullanmanız beni rahatsız etti. bilgisayar mühendisi olmak isteyen bir kadın olarak açıkçası bu durum beni biraz umutsuzluğa sürüklemedi de değil.
irfan
https://www.udemy.com/linux-and-bash-shell-scripting-from-beginner-to-intermediate/learn/v4/overview
Tatar Ramazan
İlerde düzelecek inşaallahu Teala her şey. Herkes hakkını eninde sonunda alır. Son gülen iyi güler. Başlangıçta bütün mühendisler aynı alır ama kendini geliştiren ilerleyen dönemlerde farkı açar.
tatar ramazan-a
tatar ramazan ağlamayı bırak. kendi şirketini kurma vaktin gelmiş. devletten ayrıl. işveren ol artık. herkesi eleştirmeyi bırak. eleştirilmeyecek bir şirket kur.
bir zamanlar anadoluda
zamanında iyi sürünmüş, iyi aşağılanmış ve itlerin çakalların arasında yaşamış, onlarla savaşmış itliği çakallığı halen öğrenen birisi olarak tavsiyeler: 1- kendini geliştirmek tam bir saçmalıktır (Google vb. mülakatlara falan girmek gibi durumlar hariç) 2- herşey çevrenle başlar çevrenle biter, iş bulma da karı da kız da çevrene bakar. başta suratıma bile bakmayan kızlar, popülerlğimi (milletçe akıllı, çalışkan, başarılı, zengin, cool diye nitelenmek gibi) görünce köpeğim oldu selam dahi vermiyorum yine rahat vermiyorlar. 3- nasıl populer oldum? çalışarak mı? en az çalışanlardandım. 4- algıyı yöneteceksiniz. kendinizi satmayı bileceksiniz. reklamınızı yapacaksınız. kendini satamazsanız ne kız gelir ne iş verirler. 5- o beğenmediğin 3 birimlik erkek veya işe giren eleman, potansiyeli 1 ise 3 gösterir sen 10 ken bişr gösteremezsen, ne karı gelir ne birşey. yarın karın da sygı duymaz gözünün önünde başkasıyla sikişir.
Tatar Ramazan
Site sahibine 2008 de mail atmıştım danışmıştım. O günden beri siteyi takip ederim. Ateşli yazıları kendimi geliştirmemde etkili olmuştur. İstanbul üniversitesi iyi eğitim veriyor diye yorum yazan da bendim. Çok uyanığımdır. Zekam keskindir. Keşke üniversitem de biraz yol gösterseydi. Dersler, kitaplar belli sen niye hocalardan rehberlik bekledin diyecek olursanız: Tamam da bir sürü programlama dili var. Hangisinden başlayacağım, ne bileyim? C dilini öğrenin sonra C# veya java dan devam edersiniz diyebilirlerdi. Bunu bile yapamadılar. Bölüm başkanı da değişmişti. İyi şeyler yapayım derken daha kötü batırdı. Nesne tabanlı programlama dersinde for döngüsü gördük C sharpta. En azından takip programı yaptırdı bize işte. ADO.NET, SQL Server öğrendik. Ama sınıf nesne tabanlı programlamayı bir türlü sökemedi. Çünkü C dilinde struct konusunu öğrenmeyince sınıfları da özümsemek zor oldu. Debelendik durduk. İTÜ, Yıldız Teknik, İstanbul gibi üniversitelerin farkı burda. Bu kadar basit! C, C++ dilini iyi veriyor adamlar. Yahu C dilinin konularını tahtaya yazsaydı araştırma görevlisi bana yeterdi bile. Mıy mıy mıy yapıp durdular 4 sene boyunca. Ben ilk yarıyıl tatilinde (5 haftaydı) evde İntegraldan 200 soru çözüp vize finalden 100-100 almış adamım. Görün işte ben bile geri kalıyorsam programcılıkta öğretimde sorun var demek ki. Site sahibine kalsa üniversite önemli değil. Tabi kendisi İstanbul üniversitesinde iyi eğitim aldı. Kötü öğretimi, ilgisizliği tatmadı.
Tatar Ramazan
Eve şanssızdım her açıdan bundan sonra mutlu olur muyum bilmiyorum. Biz imanlıyız umudumuzu kesmeyiz. Yazdıklarımda doğruluk payı da var ama. Meslek ve sektörde bir sürü sıkıntı var. Sektör yöneticileri ve Üniv. hocaları niye bir araya gelip sorunları çözemiyor. Bilişim sektörü daha verimli büyük olabilirdi. Yazılım çağı diyorsak bu işe bir el atmalıyız. Mesleğimden şikayet ederim ama aynı zamanda ateşli gayretli adamımdır. Üniversitede gene hasta takip programı, satranç oyunu, E-Ticaret sitesi ve irili ufaklı 30 tane program yapmıştım. Çok boş mezun olmadım. Sınıfın ineklerindendim. Marmara bölgesinde 92 den sonra kurulan bir üniversitede okudum. Hocalar ilgisiz ve bilgisizdi. Sınıfın % 70 i C dilini öğrenemeden mezun oldu. Şunu şöyle yapın demekten aciz adamları hoca diye başımıza niye koyuyorlar? Sistemde de saçmalık var. Derslerin çoğu işe yaramıyor. Lise 1 den itibaren programlama çalışsaydım şimdi çok farklı olurdu. Boş yere zaman kaybı okumak. İnsanlara da zulmetmeyin gayrı. Bilim adamı olmak isteyen üniversitede kalsın. Bana Java, .NET, Oracle lazım kardeşim. Okumayanların eşi, arabası var. Ben sürünüp duruyorum. Memur maaşıyla bi şey yapamıyorsun ki. 2 ay önce 5000 tl oldu işte. Harita mühendisine de veriyorlar o kadar zaten. Benim sadece SQL bilgim onları ezmeye yeter.
HARUN AYDIN
YAZI BENİ DE ETKİLEDİ.BENDE BİLGİSAYAR ALANINDA İLERLEMEK İSTİYORUM.İLGİM DE VAR AMA YETERLİ BİLGİM YOK.BU YAZIDA ANLADIM Kİ GEREK DE YOKMUŞ İYİ BİR OKULDAYIM İYİ BİR ÜNİVERSİTE DE KAZANMAK İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPICAM. BU YAZI İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM..
Mehmet Cemil Bayhan
Çok harika bir makale yazmışsınız.Ellerinize sağlık. Beni bayağı gaza getirdi gerçekten. Ben şuan lise 3 öğrencisiyim. Şimdiden bilgisayar hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyordum ama sizin bu yazınızı okuduktan sonra fikrim değişti. Artık şuan düşüneceğim tek şey YGS-LYS. SİZE NE KADAR TEŞEKKÜR ETSEM AZDIR. ÇOOOOOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.........😆😉😊
Mehmet Cemil Bayhan
Çok harika bir makale yazmışsın ızgara.Ellerinize sağlık. Beni bayağı gaza getirdi gerçekten. Ben şuan lise 3 öğrencisiyim. Şimdiden bilgisayar hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyordum ama sizin bu yazınızı okuduktan sonra fikrim değişti. Artık şuan düşüneceğim tek şey YGS-LYS. SİZE NE KADAR TEŞEKKÜR ETSEM AZDIR. ÇOOOOOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.........😆😉😊
eskidevir-yenidevir
sizin şanssızlığınız olmuş. işler yolunda gitmemiş diye anlıyorum.

Bilgisayar Mühendisleri
Here is the website inspired me to use 
it as a guide when I tried to define 
myself as an engineer candidate a few 
years ago. It really helped me to work
 and study feeling in confidence with 
being on the right way. I suggest this 
website to whom it may direct her/his 
to find the right career path. It 
includes many articles varies from 
real life experiences to detailed 
software engineering issues. But the 
most dignified parts for me are the 
articles in general and career titles.
Son okunan makaleler:
Dünya Genelinde İnsanları Üç gruba Ayırıyorlar
İTURO 2008 Microsoft Robotics Studio Finalisti Üniversiteler
Sanal Bellek Nedir?
Vakıf üniversiteleri
BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ GEREKSİZ BİR MESLEKTİR !!!
Akıllı istemciler oluşturabilmek için ClickOnce
Bilgisayar Mühendisliğini yeni kazandım, neler yapmalıyım?
MODEM ÇEŞİTLERİ
NHibernate için Veri Erişim Katmanını Otomatik Oluşturma
Bilgisayar Mühendisliği ÖSS Taban Puanları 2009
Neden yazılım uzmanı olamayacağınızın 10 kanıtı?
Microsoftda Çalışan Bir Türk ile Yapılmış Röportaj
Online Java Dersleri - İstisnalar - Exceptions
2008 CPU TURKEY YARIŞMASI SONUÇLANDI!
Kendini Geliştirmek Ne Demek?
Askerlik ve Bilgisayar Mühendisliği
IP SINIFLARI
Mezunları en kolay iş bulan üniversiteler
NHibernate için Veri Erişim Katmanını Otomatik Oluşturma
Yeni mezun bilgisayar mühendisleri için 10 büyük günah!

Bilgisayar Mühendisleri Portalı

Dünya Genelinde İnsanları Üç gruba Ayırıyorlar

Bize Öğretilenlerin Ne Kadarı Doğru?

Geçenlerde dört yaşındaki oğlum Kerem ile oynarken kendisine "kedilerin karanlıkta daha iyi gördüklerini" söyledim. Oğlum da bana "Nereden biliyorsun?" dedi.

Donakaldım! Nereden bilebilecektim ki! Ben hiç kedi gözü ile dünya'ya bakmamıştım ve bakan birisine de rastlamamıştım. Sadece bana öyle öğretilmişti ve bende daha önce birçok şeyde olduğu gibi öğretilenlerin doğru olduğunu pek araştırma ihtiyacı hissetmeden kabul etmiştim.

Peki, ya gerçekten kediler karanlıkta daha iyi görmüyorlarsa veya bana öğretildiği zaman görüyorlardı da artık şu an bu özellikleri kalmadıysa.

Bize hep bir şeyler söylendi ve bizler de peşinen kabul ettik, uyguladık. Tıpkı üretim operasyonlarında olduğu gibi,

  • "Makine boş durmasın, çalışsın, üret." dediler; hep ürettik ve stokları şişirdik.
  • Proseste problem olduğu zaman, "sakın makineyi durdurma, hataları sonra düzeltiriz, şimdi üretim yapmalıyız." dediler; hep ürettik ve hatalı ürünleri çöpe attık.
  • "Bu müşteri çok önemli; sakın üretimde hata olmasın." dediler; kaliteyi hat sonuna koyduğumuz personel ile sağlamaya çalıştık, ama yinede hatasız ürün gönderemedik. "Eğitime ayıracak bütçe yok." dediler; eğitime, gelişime yeterince önem vermedik, çalışanlarımızın kapasitelerinden faydalanamadık ve umutsuz, hedefsiz insanlar topluluğu oluşturduk.
  • "Finansal göstergelerimiz iyi, genel toplamda karlıyız." dediler; detaylara ulaşamadık, hangi müşteriden kar, hangisinden zarar ettiğimizi anlayamadık.

Hep denilenleri yaptık ancak yinede istediğimiz sonucu alamadık, verimli olamadık. Çünkü araştırmadık, gelişmeleri takip etmedik ve yeniliklere açık olmadık.


Dünya Genelinde İnsanları Üç gruba Ayırıyorlar

Birinci grup: Oldukça azınlık ve küçük bir topluluktur. Tüm gelişmeleri, yenilikleri onlar yapıyor. Hayatımıza giren ve bize fayda sağlayan her yeni sistemde, teknolojide onların imzası bulunuyor.

İkinci grup: Birinci gruptan biraz daha geniş bir topluluk ki her ne kadar gelişmelere yön vermeseler de en azından teknolojiyi, gelişmeleri sürekli takip ediyor, sorguluyor, daha önceleri yaptıklarını yeni sistemler ile kıyaslıyor ve iyi olanı uygulamaya çalışıyor.

Üçüncü grup: Birinci ve ikinci grup ile kıyaslanamayacak ölçüde muazzam bir kalabalığın oluşturduğu topluluk. Ne Dünya'da olan bitenden haberleri var nede gelişmeleri takip ediyorlar. Sadece onlara ne öğretilmiş ise onunla yetiniyorlar.

Biz Acaba Hangi Gruba Aidiz?

Global ekonomik krizin etkileri kolay geçecek gibi gözükmüyor. Hatta bazı uzmanlar artık hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını ve bu şekilde yaşamaya kendimizi hazırlamamız gerektiğini bile belirtiyorlar. En geçmişin tükenmeyecek sandığımız kaynak bolluklarından yakın geçmişin kısıtlı kaynak imkânlarına ve buradan da geleceğin olmayan kaynak yokluğuna doğru yol aldığımız şu dönemde tüm işletmelerin en öncelikli konusu kaynakların daha etkin kullanılması yani Verimli olabilmek.

Özetle; daha çoğu daha az ile yapabilmek. (more and more with less and less)

Peki, nedir acaba verimliliğin şifresi?

Verimli olabilmek için neleri yapmak ve neleri yapmamak gerekiyor?

Bu soruların cevabını bulabilmek için öncelikle içinde bulunduğumuz üçüncü gruptan araştırma yapan, sorgulayan ve yeniliklere açık olan ikinci gruba doğru geçiş yapmalıyız.

İkinci gruba geçtik. Artık araştırıyoruz, sorguluyoruz ve bize öğretilenler ile yeni gördüklerimizi kıyaslıyoruz. Kimler neler yapmışlar, nasıl gelişmişler ve nasıl mükemmel bir üretici (World Class Manufacturer) olmuşlar, bunları incelediğimizde yaptığımız birçok şeyin doğru olmadığını, yaptıklarımızı aslında yapmamamız gerektiğini ve bunların verimsizliğimizin en önemli sebepleri olduğunu öğreniyoruz. Bize öğretilmeyen çekme sistemini, üretimde akışın sağlanması gerekliliğini, duruş kültürünü, sürekli iyileştirme felsefesini ve daha birçok aslında yeni olmayan ve uzun yıllardır var olan şeyleri yeni öğreniyoruz.

Evet, artık biliyoruz. Verimliliğin şifresi yalın olmak…

Bir başka ifade ile "Yalın düşünmek, yalın üretmek ve yalın insanlar yetiştirmek".

Tıpkı Toyota'nın yıllar önce yapmaya başladığı ve halen devam ettirdiği gibi.

Üreticiler olarak "World Class Manufacturer" olma yolunda alınacak epey bir yolumuz var. Yapmakta olduğumuz çalışmalardan edindiğimiz deneyimler bize nerede olmamamız veya neleri yapmamamız gerektiğini son derece net bir şekilde göstermektedir.

Operasyonel mükemmellik (Operational Excellence) anlamında;

Sadece kendi sektöründe değil "genel proses endüstrisinde" örnek gösterilen bir fabrika olabilmek kanımca doğru stratejiler ile beraber doğru adımların atılması halinde uzak bir hedef değildir.

Bunun için;

Operasyonel süreçler ve prosedürler mükemmel tasarlanmalıdır. (World Class Operating System and procedures in all plants)

Çalışanlar için gelişim programları uygulanmalıdır.(Development program for our employees - Skilled & Educated People)

Performansa dayalı yönetim modeliniz olmalıdır.(Performance based management System -Management by objectives)

Ancak bu sayede hem biz hem de ülkemiz kazanabilir.

Lütfi Apilioğulları

Bu makaleyi beğendin mi? Yorumunu Yaz!







Sizden Gelen Yorumlar:

Yorum Yazın

Ahmet K.(30.03.2011 21:23:36)
Gerçekten güzel bir yazı olmuş. Dediğiniz gibi ikinci gruba geçek önemli. Yazı için teşekkür ederim.
%86 %0 %14
Katılıyorum Çekimserim Katılmıyorum






Copyright© 2001-2017. Bilgisayar Mühendisleri Portalı | Bütün hakları saklıdır.